Film İncelemeleriGenel

John Wick Film İncelemesi

Neon ışıklar eşliğinde klişelerden beslenen, ama klişe olmayan bir yapım.

Köpeği öldürülen bir Neo düşünün!”

Aslında çoğu filmle olan klişelerden beslenen John Wick, çokta sıradan olmayan senaryosu ile son zamanların unutulmaz aksiyon filmleri arasına girmeyi başarmıştı. Filmi kısaca şehirde adam öldüren Neo olarak tanımlayabiliriz.

Eski hayatını geçmişte bırakan Jonathan, veya namı diğer John, tekrar işine dönmesi gerekmektedir, Continental denilen bir suikastçı birliği içerisinde eski bir kurt belirir, yalnız kurt, John Wick.

“Ne yaptığın değil evlat. Kime yaptığın.”

Bir kadın nasıl olur da sizi siz yapan özelliklerden yoksun bırakabilir, üstelik kendi hislerinizin farkında olsanız bile karşı koyamazsınız, dünya kadınların etrafında döndüğünü bir kez daha anlarız. John bir kadına aşık olur ve bu aşkı için eski suikastçı hayatını geride bırakmak ister, gelmiş geçmiş en iyi suikastçisi olsan bile gönül bu, karşı koyamıyorsun işte.

Continental Suikastçı birliğinden çıkması kolay olmaz ki çıkmasına yardımcı olan bir dostu da ikinci filmde belirir (o ayrı bir konu), son görevini teslim eder ve eşi ile birlikte mütevazi bir hayat yaşamaya başlar, fakat bu mütevazi hayat beklediğinden daha kısa sürer, eşi kanser olur ve aradan geçen günler sonucunda maalesef ki hayata gözlerini yumar.

Hayata küsen John’a eşinden son hediye olarak bir köpek gelir, eşinin yazdığı bir not ise kafesin üzerinde durmaktadır, yaşamanın bir anlamının olmadığını düşünmeye başlayan John, artık dertlerini tek başına yaşamak zorunda kalmayacak, köpeği onun hem dostu, hem de arkadaşı olacaktır.

Bir takım araba hırsızları John’un arabasına göz dikmiştir, amaçları gece arabayı çalıp kaçmaktır, fakat John gece sesleri fark ederek ayaklanır, yanında köpeği de vardır, ilk önce John’u döven hırsızlar, ardından köpeği öldürür.

Her şeyimi kaybettim. O köpek karımdan son hediyeydi.”

Eşinin ölümünün  üzeriden sadece 3-4 gün geçmişken ve de eşinin son hediyesi olan köpeğini öldüren hırsızların peşine düşer, döner dolaşır yine Continental’e geri dönmek zorundadır, yani eski haline.

Normal şartlarda kötü-orta seviyelerinde seyir eden bir tarzı, tekrar arşa çıkarttığı için teşekkür etmek lazım John Wick’e.

Klasik bir intikam hikayeside olsa, işleniş şeklinin farklılığı sebebi ile filme klişe diyemiyorum, genellikle mavi ve kırmızının aralarında seyir eden bir renk paleti var, arka planda dans eden insanlar veya güzel bir aksiyon sekansı, tüm film böyle geçiyor, lakin renk paleti o kadar tatlı bir şekilde kullanılmış ki, her sahneye hayran kalıyorsunuz, Kaenu Reeves’ın güzel oyunculuğu ile de intikamın nirvana’sına ulaşıyorsunuz.

Bir kez bu işten sıyrıldın. Bir kez elini verirsen, kolunu kaptırırsın.

Aslında film bütçesiyle bile “alın bakın siz milyarlar döküyorsunuz, ama ben sizinkinin çeyreğini ortaya koyup sizden daha güzel bir iş  çıkarttım” diyor kendi rakiplerine, zira filmin bütçesinin de 40 Milyon Dolar olduğunu da hatırlatalım.

Oyunculuklar güzel, hikaye hoş ve Kaenu Reeves muhteşem, aksiyon filmlerinin günümüzde iyiden iyiye azaldığı zamanlarda bulunmaz bir nimet olarak karşımıza çıkıyor.

Continental’e hoş geldin John!

“– İnsanlar geri dönüp dönmediğini merak ediyorlar.
* Evet, sanırım geri döndüm.”

cemaliche

Marvel ve DC Hayranı, kim vurduya gittim gelicem.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu