Film İncelemeleriGenelKült yapımlar

Leon The Professional Film İncelemesi

“Sanırım burada rahat edeceğiz Leon..”

Aslında nereden başlayacağımı bilemiyorum, bunun en büyük sebepleri de mükemmel oyunculuklar, mükemmel senaryo ve o mükemmel film müzikleri. Bunca geçen yıla rağmen zaten efsaneler kısmına IMDB en iyi filmler sıralamasında sadece 7-8 film geriye düşmesi filmi unutulmazlardan birisi yapan etkenlerden.

 “Önce tüfeği kullanmayı öğreneceksin. Çünkü bu, senin hedefinle arandaki mesafeyi korumanı sağlar. Profesyonelliğe ne kadar yaklaşırsan, hedefine de o kadar yaklaşırsın. Örneğin bıçak. Öğreneceğin son alet…”

Özünde çok iyi birisi olan bir suikastçıdır Leon, tek yaşar yaşadığı bazı olaylardan ötürü, işi ile kişiliği birbirine o kadar zıttır ki, adam öldürdükten sonra kendi evine gelip her şeyden çok sevdiği bitkisini sular, ütüsünü yapar ve sütünü içer. Aynı apartmanda oturan bir çocuk vardır adı Mathilda, ailevi ilişkileri berbattır, kardeşi hariç ailesinden kimseyi sevmeyen Mathilda, uyuşturucudan hayatı kararmış bir babanın kızıdır, hatta her gün döver Mathilda’yı. Hayatın zorluğunu daha çok küçük yaşlarda iliklerinde hisseder.

Leon ile Mathilda’nın yolları, Mathilda’nın evine yapılan bir narkotik baskını ile kesişir, ilk başlarda Leon Mathilda’yı kabullenmekte güçlük çekse de aralarında oluşan mükemmel bir bağ sonucunda birbirlerine kaynaşırlar, Mathilda Leon’un suikastçı olduğunu, ve bir takım şeyler öğrenir, ararında kopmaz bir bağ oluşur, macera başlar.

“Leon, bana senin gibi olmayı öğret. Senin gibi güçlü ve akıllı olmak istiyorum. Yeterince güçlü olmadığımı biliyorum, ama işin temelini öğrenebilirim. Teorisini. Ne diyorsun? Sadece teoriyi. Buna ihtiyacım var Leon…”

Aslında bir sevgi filmidir Leon: The Professional suikast işleri sadece aralarında bağın alttan işlenen hikayesine değinir, izlerken içiniz bir yandan heyecanla dolarken, bir yandan da tatlı bir sevgi sarar her bir yanınızı, filmi anlatırken spoiler vermemeye çok uğraşsam da  spoilersız bir şekilde anlatılabilecek bir yapım değildir.

Hangi tarafa çekerseniz oraya gider film, aksiyon desen aksiyon değil, aşk desen aşk değil, nede pedofiliye teşfik eden bir film hiç değil.

Bir güruh der ki; film pedofiliyi işliyor, bu filmden nefret ettim..

Az önce de bahsettiğim gibi sizin perspektifinize göre şekillenir Leon, ne anlamak isterseniz onu anlarsınız, her izlediğinizde ise yeni şeyler ve yeni bakış açıları katar hayatınıza,

“Beni kaybetmeyeceksin, Mathilda. Bana yaşama zevki verdin. Mutlu olmak, yatakta uyumak, kök salmak istiyorum..”

Natalie Portman’ın oyunculuk performansına değinmeden olmaz, ki zaten filmi bu kadar güzel yapan bir diğer etmende 13 yaşındaki bir çocuğun bu kadar profesyonel bir oyunculuk sergilemesidir.

Jean Reno ise zaten bildiğimiz Jean Reno’dur hikayeye tat katan apayrı bir etmendir, bu tadı ise kesinlikle Natalie Portman ile aralarında oluşan uyum sayesinde sağlar.

Gary Oldman’ın performansı da filme ayrı bir tat katar,  o oyunculuğu, performansının zirvelerine çıkmasına ön ayak olur, Everyone? – EVERYONE repliği ile akıllarımıza kazınmış doğaçlama sahnelerinden sadece birisidir.

Fırtına çıkmadan önceki sessizliği severim. Bana Beethoven’ı hatırlatıyor. Duyabiliyor musun? Sanki kulağını çimenlere dayamışsın da, onların büyüdüklerini duyabiliyormuşsun gibi.”

Kült seviyesine çıkan, ve kesinlikle ölmeden önce izlemeniz gereken filmlerin başına koymanız gereken bir film var karşımızda, Jean Reno, Natalie Portman ve Gary Oldman’ın mükemmel performansları, Luc Besson’un yazıp yönettiği harika senaryosu ile akıllara kazınması gereken nadir filmdir.

Yolun açık olsun süt içen adam, yolun açık olsun kalbi sevgiyle dolu olan Mathilda..

“Ya aşk istiyorum ya da ölüm”

cemaliche

Marvel ve DC Hayranı, kim vurduya gittim gelicem.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu